Bakanın Hemşehrilik Beraatı İptal Edilsin
Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Nisan ayı 2’nci birleşim toplantısı, Başkanvekili Halil Uğur başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda son dönemde yaşanan okul saldırıları ve eğitimde güvenlik konusu gündeme gelirken, CHP’li meclis üyeleri Mehmet Sucu ve Hasan Şencan sert tepki gösterdi.
“Hemşehrilik Beraatı İptal Edilsin”
Sucu, "Maraş’ta ve Urfa’da yaşanan olaylardan dolayı halkımıza başsağlığı diliyoruz. Yaralanan vatandaşlara şifalar diliyoruz. Bu olayların bir daha yaşanmaması temennisinde bulunuyoruz. Geçen mecliste de ifade ettiğimiz gibi, okullara güvenliksiz bir şekilde girilebiliyorsa bunun sorumlusu olarak gördüğümüz Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili önergemizi sunuyoruz. Okullarımız kan gölüne dönmüşken verilen hemşehrilik beraatının iptal edilmesini talep ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün nüfusuna kayıtlı olmaktan onur duyan Gaziantep’te, eğitim sisteminin çöktüğü, evlatlarımızın ve öğretmenlerimizin can güvenliğinin kalmadığı bir dönemde Yusuf Tekin’i hemşehri ilan etmek bu şehrin vicdanına ağır bir darbedir. Okul koridorlarında öğretmenlerimiz katledilirken, evlatlarımız hayatlarının baharında şiddete kurban giderken ya da umutsuzlukla intihara sürüklenirken sessiz kalan bir anlayışın Gaziantep’te ödüllendirilmesini reddediyoruz. Sorumluluk aldığı makamda çocuklarımızı koruyamayan bir isme verilen bu paye, evladını okula gönderirken tedirgin olan her anne ve babanın, şiddet kurbanı öğretmenlerin hatırasına hakarettir. Okullarımızda yaşanan bu tabloya rağmen hemşehrilik beraatına sessiz kalınması tarihe kara bir leke olarak geçecektir. Gaziantep, çocukların ve öğretmenlerin acısını taşıyan bir anlayışı hemşehrisi olarak kabul edemez. Vicdanları yaralayan bu karardan dönülmesini ve Yusuf Tekin’e verilen fahri hemşehriliğin ivedilikle iptal edilmesini Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak öneriyoruz." dedi.
“Sorumluluğu CHP’ye Yükleyemezsiniz”
Sucu, "Yirmi üç yıllık iktidarınızda ülkenin geldiği noktayı, son mecliste yaşanan ve ne olduğunu bilmediğimiz bir önergeye bağlamak, burada yaşanan felaketleri affettirmez. Bunun bilinmesini isterim. Bugün geldiğimiz noktada ülkede güvenliğin olmadığı, çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin hayatını kaybettiği bir ortamda, bu sorumluluğu Cumhuriyet Halk Partisi’ne yüklemenizi kabul etmiyorum. Öncelikle bunu belirtmek istiyorum. Biz burada kimseyi suçlamak, yargılamak ya da hedef göstermek istemiyoruz. Ancak bu ülkenin gerçekleri var. Eğer güvenlik sorunu, sosyal ve ekonomik sorunlar varsa ve ülke bu noktaya geldiyse bunun sorumlusu AK Parti hükümetidir." şeklinde konuştu.
“Konu Kişiselleştirilmemeli”
Halil Uğur, "Bu konunun kişiselleştirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Yaşanan olayların doğrudan bir kişiye bağlanması doğru değildir. Herkesin elinden geleni yaptığına inanıyoruz ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli çalışmaların sürdüğünü biliyoruz." ifadelerine yer verdi.
“Sosyal Çürüme Var”
Hasan Şencan, "Sosyal çürüme var bu ülkede. Bu iktidar çıkacak, “Sosyal çürümeyi ben yaptım” diyecek, mafya dizilerini ben yaygınlaştırdım diyecek. Sorumluluğu olan sorumluluğunu alacak" dedi.
Şencan, "2023 yılından beri okullarında kırk dört tane insan ölmüş. Yirmi üç tanesi bu bakan döneminde ölmüş. Ya bu siyaset üstü bir şeyse biri çıksın bu ülkede sorumluluk alsın. On yaşında, on bir yaşında çocuklar o okulda ölürken anneler babalar o çocuklarını koklayarak o okula gönderirken akşam morgun önünde bekledi. Ya biri çıksın sorumluluk alsın. Bu işin muhatabı Milli Eğitim Bakanıdır, bunu artık kabullenin, bu siyaset üstü bir şeydir O anneler o çocukları koklayarak o okula gönderdi. Hiç mi vicdanınız sızlamadı? Siyasette kim sorumluluğu alacak? İstifa edecek, Yusuf Tekin istifa edecek. Günahı o adamın boynuna, yazık değil mi çocuklara." diye konuştu.
“Siyasallaştırılmasını Doğru Bulmuyoruz”
Büyükşehir Belediye meclis üyesi Osman Toprak, "Gerek Şanlıurfa'da gerek Kahramanmaraş'ta yaşanmış olan hadiseden kaynaklı vefat eden genç çocuklarımızı, yavrularımızı ve hocalarımızı rahmetle, minnetle anıyorum. Başsağlığı diliyorum ailelerine. Yaralılara da acil şifalar diliyorum. Fakat bugün burada yapılmakta olan şey; evet bu yaşanan hadiseler hiç kimsenin arzu etmediği, vicdanı olan, içerisinde azıcık insanlık kıpırtısı olan, merhameti olan hiç kimsenin tasvip etmediği olaylar. Ama bunu siyasallaştırılmasını doğru bulmuyoruz. Bu hadiseleri biz Amerika'da görüyorduk, Avrupa'da zaman zaman görüyorduk. Özellikle Amerika'da çok yaygındı. Bizim ülkemizde olmadığı için şükrediyorduk. Ama yaşanmış olan hadiseden dolayı hepimizi etkiledi. Yani sadece bunu Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerine sorumluluğu atarak kurtulamayız. Hepimiz anneyiz babayız. Öncelikle kendimizi sorgulamamız gerekiyor. Ölenler, vefat edenler, şehit olanlar da anne baba evladı ama öldüreni de yetiştiren anne babalar var. Yani burada hepimiz üzerimize ders almamız gerekiyor. Nerede hata yapıyoruz? Bu çocuklar nasıl bu yollara sürükleniyor diye ders çıkarmamız gerekirken, biraz önceki konuşmacı arkadaşların bu konuyu siyasallaştırarak Milli Eğitim Bakanımıza fahri hemşehrilik beratının verilmesi üzerinden sorgulamasını olayı çok basite indirgemiş olarak görüyorum."
“Komisyon Kurulsun, Çözüm Aransın”
Toprak, "Keşke şunu söyleselerdi: Bu tarz olayların yaşanmaması için şehrimizde veya ülkemizde ne yapılabilir, bir araştırma komisyonu kuralım, belediyeler ne yapabilir, yerel yönetimler ne yapabilir denmiş olsaydı bunu yapıcı bir eleştiri olarak görürdük. Ama tamamıyla siyasallaştırıp, 15 yaşın altındaki çocuklara sosyal medyanın kullanımının kısıtlanmasıyla alakalı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülen hükme ret verip, burada aynı zamanda bu silahı kullanan çocukların büyük ihtimalle sosyal medya üzerinden zehirlendiğini, oyunlar üzerinden etkilendiğini bildiğimiz halde, bunun önüne geçilmesine yönelik düzenlemelere karşı çıkılıyorken yapılan söylemleri timsah gözyaşı olarak yorumlarım. Keşke bu konuda daha yapıcı bir yaklaşım sergilenseydi. Tekrar ediyorum; bu konunun siyasallaştırılmasını, bir bakan üzerinden siyasete alet edilmesini doğru bulmuyorum. Evet, hepimiz çok üzüldük, hâlâ üzülüyoruz. Tekrarlanmaması için bundan sonraki süreçte gerek yöneticilerimiz, gerek bireylerimiz, gerek anne babalar, gerek aileler olarak hepimizin kendimizi sorgulaması gerekiyor. Ben şunu öneriyorum; yazılı önerge vermiyorum ama bu konuyla alakalı meclisimizin bir araştırma komisyonu kurarak, psikologlardan, pedagoglardan öneriler alarak belediyeler olarak, yerel yönetimler olarak, başta Gaziantep Büyükşehir Belediyesi olmak üzere bu konuda ne yapılabilir sorusuna cevap aranması gerektiğini düşünüyorum." diye konuştu.
“Bir Anne Olarak Kabul Etmiyorum”
CHP Büyükşehir Meclis Üyesi Fadime Sayın, "Ben bir anne olarak söz almak istiyorum. Üç çocuk yetiştirmiş bir anneyim. Çocuklarımın eğitim hayatı boyunca, üçüncü çocuğuma kadar çok kötü bir eğitim süreci yaşadık. Şimdi “kişiselleştirme” diyorsunuz, bunu kabul etmiyorum. Osman Toprak’ın “timsah gözyaşları” ifadesini de kabul etmiyor, kendisine iade ediyorum. Siyaseti biz yapmıyoruz, maalesef sizin meclis üyeleriniz yapıyor başkanım. Siz, profesörlük diploması bile şaibeli olan bir bakanı savunuyorsunuz. Biz burada siyaset yapmıyoruz, yapılan hatayı dile getiriyoruz. Ben bir işletme sahibiyim ve bir ekibim var. Ekibim bir hata yaptığında sorumlusu benimdir. Eğitimi bu şekilde yönlendirirken sorumluluk almamanızı kabul etmiyorum. Bakana verdiğiniz fahri hemşehrilik etiketini de ayrıca Antepliler adına doğru bulmuyorum."