Konuya dair hem övgü hem de eleştiriler dikkat çekerken, özellikle Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz’ın başlattığı uygulama birçok kesim tarafından olumlu karşılanıyor.

Sosyal medya paylaşımları, birebir görüşmeler ve sahadaki gözlemler, vatandaşların önemli bir bölümünün bu çalışmayı desteklediğini ortaya koyuyor. Destek verenler, özellikle artan fiyatlar karşısında vatandaşın alım gücünün düştüğünü ve bu tür adımların piyasada denge oluşturabileceğini ifade ediyor. Buna karşılık Gaziantep Ticaret Odası Başkanı M. Tuncay Yıldırım’a yönelik eleştiriler ise dikkat çekici bir şekilde artmış durumda.

Eleştirilerin odağında ise geçmiş dönemlerde sosyal destek kapsamında yapılan gıda yardımları yer alıyor. Yıllardır yeşil kart ve benzeri sosyal yardım programları kapsamında makarna, bulgur, yağ, şeker ve çeşitli temel gıda ürünleri dağıtılırken, bu durumun esnaf üzerindeki etkilerine yeterince tepki gösterilmediği yönünde görüşler dile getiriliyor. Aynı şekilde belediyeler tarafından bisiklet, tablet, ayakkabı ve giyim gibi farklı alanlarda yapılan dağıtımlar sırasında da oda başkanlarının sessiz kaldığı ifade ediliyor.

Haber Resmi

Bu noktada vatandaşların en çok dile getirdiği soru ise oldukça net: “Bunlar esnaf değil mi?” Yani farklı sektörlerde yaşanan gelişmelere karşı gösterilen tutumun, konu baklava ve yerel üretim olduğunda neden değiştiği sorgulanıyor.

GTO Başkanı M. Tuncay Yıldırım’ın daha önce Koopgros ve benzeri konularda yaptığı açıklamalar, ayrıca beton fiyatlarının yükseldiği dönemlerde ve Şahinbey Belediyesi’nin beton santrali kurma planı gündeme geldiğinde verdiği tepkiler de hatırlatılıyor. Ancak “ucuz baklava” açıklamasının ardından yaşanan sert tartışmalar, kamuoyunda çelişkili bir tablo oluşturduğu yönünde değerlendiriliyor.

Vatandaşlara göre asıl sorun, belirli sektörlerdeki fiyat artışlarına karşı yeterli refleks gösterilmemesi, ancak bazı yerel girişimlere karşı çok daha sert tepki verilmesi. Bu durum, “çifte standart mı uygulanıyor?” sorusunu da beraberinde getiriyor.

Görüşlerine başvurulan birçok esnaf temsilcisi ve oda başkanı ise Umut Yılmaz’ın girişimini tamamen rekabet yaratma amacıyla değil, piyasayı dengeleme ve fiyatları daha erişilebilir hale getirme çabası olarak değerlendirdiklerini belirtiyor. Özellikle temel bir kültür ürünü olan baklavanın artık birçok vatandaş için ulaşılması zor bir ürün haline geldiği vurgulanıyor.

Eskiden cenazelerde, misafirliklerde ya da gurbet ziyaretlerinde tepsiyle götürülen baklavanın bugün ciddi bir maliyet kalemine dönüştüğü ifade edilirken, fiyat artışlarının nedenleri konusunda da kamuoyunda net bir açıklama beklentisi bulunuyor.

Tüm bu tartışmaların ortasında Umut Yılmaz’ın adımı, bazı kesimlerce “piyasa düzenleyici bir müdahale” olarak görülürken, bazıları tarafından ise “yerel rekabeti tetikleyebilecek bir hamle” olarak yorumlanıyor. Ancak genel kanaat, bu tür uygulamaların kalıcı bir rekabet ortamı yaratmaktan ziyade, fiyatların dengelenmesine katkı sunması gerektiği yönünde şekilleniyor.

Gaziantep’te baklava üzerinden başlayan bu tartışma, aslında daha geniş bir sorunun da yeniden gündeme gelmesine neden oldu: Piyasa dengesi, esnafın korunması ve vatandaşın alım gücü arasındaki hassas çizgi nasıl korunacak?

Bu sorunun yanıtı ise önümüzdeki süreçte hem yerel yönetimlerin hem de meslek odalarının atacağı adımlarla daha net ortaya çıkacak gibi görünüyor.