Ardından Umut Yılmaz'ın, bu sözlerini üzerine almış olacak ki “Gaziantep makamlardan büyüktür” çıkışıyla tartışmayı büyüttü.

Açık konuşalım:
Bu eleştirinin özü doğrudur. Belediyeler ve hükümet esnafa rakip olmamalıdır. Devletin görevi ticaret yapmak değil; düzenlemek, denetlemek ve desteklemektir. Esnafın ayakta kalmasını sağlamak, istihdamı artırmak için teşvik sunmaktır.

Ama aynı şekilde bir gerçek daha var:
Dar gelirli vatandaşa sosyal destek sağlamak da hem vicdani hem toplumsal bir zorunluluktur.

Mesele taraf seçmek değil, denge kurmaktır.

Asıl Soru: Bugüne Kadar Neredeydiniz?

Bugün yüksek sesle konuşanlara sormak gerekiyor:

Oda başkanları bugüne kadar görevlerini tam yaptı mı?

2001 ekonomik krizinde Türkiye genelinde büyük eylemler yapıldı. Peki sonrasında?

aynı sert çıkışları gördük mü?

Esnafın hakkı o zaman neden bu kadar güçlü savunulmadı?

Sevgi mağazalarında ücretsiz giyim dağıtılırken “Bu tuhafiyeciye rakip” dendi mi?
Çorba dağıtılırken “Bu lokantacıya zarar verir” diye bir tepki verildi mi?

Verilmedi.

Bugün Neden?

Bugün baklava üzerinden koparılan fırtına, aslında yıllardır biriken sessizliğin sonucudur.

Eğer meslek odaları ilk günden itibaren net bir duruş sergileseydi;
belediyelerin piyasaya doğrudan müdahalesine karşı açık tavır alsaydı,
bugün ne “ucuz baklava” tartışılırdı ne de bu kadar sert polemikler yaşanırdı.

Ama olmadı.
Sessiz kalındı.
Şimdi ise geç kalmış bir refleksle yüksek sesle konuşuluyor.

Sosyal Yardım Var, Ama Doğru Yöntemle

Şunu net söyleyelim:
Yoksul vatandaşa yardım edilmesine kimse karşı değil.

Ama yöntem önemli.

Bu noktada Gaziantep valisi Kemal Çeber tarafından başlatılan “bakkal kart” uygulaması doğru bir modeldir.

İşte çözüm tam olarak budur.

Bu sistem büyütülürse; bakkaldan kasaba, manavdan giyime, hatta baklavaya kadar yayılır. O zaman vatandaş da kazanır, esnaf da.

Son Söz

Herkes “görevini yapsın” diyor.

Evet, yapsın.
Ama zamanında yapsın.

Geç kalan tepki, samimiyet tartışmasını da beraberinde getirir.

Bugün esnaf savunuluyor olabilir. Doğru.
Ama dün sessiz kalındıysa, bugün söylenen sözler eksik kalır.

Ne esnaf göz ardı edilmeli, ne de dar gelirli vatandaş unutulmalı.
Çözüm bağırmakta değil; adil ve sürdürülebilir bir denge kurmaktadır.