ads
DOLAR 49.77 ₺
EURO 55.82 ₺
STERLIN 66.53 ₺
G.ALTIN 6,414.82 ₺
BTC 80,646.26 $
ETH 2,357.13 $
BİST 0.00
    ads
    ads

    Prof. Dr. Alper Sevinç: İmmünoterapi her kanser hastasında aynı etkiyi göstermiyor

    SAĞLIK 0
    Yayınlama: Kaynak: Haber Merkezi

    Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Sevinç, immünoterapinin bazı hastalarda uzun süreli hastalık kontrolü sağlayabildiğini, ancak başarının kanserin türüne, tümörün biyolojik özelliklerine ve hastanın genel durumuna göre değiştiğini söyledi.

    Prof. Dr. Alper Sevinç: İmmünoterapi her kanser hastasında aynı etkiyi göstermiyor

    Kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan immünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücreleriyle mücadelesini destekleyen tedavi seçenekleri arasında giderek daha önemli bir yer ediniyor. Ancak bazı kanser türlerinde başarılı sonuçlar alınabilen bu yöntem, her hastada aynı etkiyi göstermiyor. Tedaviye uygunluk belirlenirken kanserin türü ve evresinin yanı sıra tümörün genetik ve biyolojik özellikleri de dikkate alınıyor.

    Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Sevinç, immünoterapinin çalışma prensibi, hangi kanser türlerinde kullanılabildiği ve tedavi başarısını etkileyen faktörler hakkında bilgi verdi.

    Hangi kanser türlerinde kullanılıyor?

    Prof. Dr. Alper Sevinç, immünoterapinin özellikle melanom, küçük hücreli ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri, böbrek kanseri, mesane kanseri ve klasik Hodgkin lenfoma gibi kanser türlerinde önemli bir tedavi seçeneği hâline geldiğini belirtti. Sevinç, yöntemin serviks (rahim ağzı) kanseri, endometrium (rahim iç zarı) kanseri, kolon kanseri, özofagus (yemek borusu) ve mide kanserleri, karaciğer kanseri ile baş ve boyun kanserlerinin belirli hasta gruplarında da kullanılabildiğini ifade etti.

    Üçlü negatif meme kanserinin belirli evrelerinde ve uygun özelliklere sahip hastalarda da immünoterapinin tedavi planına dahil edilebildiğini kaydeden Sevinç, “Bir kanser türünde immünoterapinin etkili olabilmesi, o tanıyı alan bütün hastaların aynı tedaviden yarar göreceği anlamına gelmez. Hastalığın alt tipi, evresi ve tümörün biyolojik özellikleri birlikte değerlendirilmelidir” dedi.

    Başarıyı tümörün biyolojik özellikleri belirleyebiliyor

    Aynı kanser türüne sahip iki hastanın immünoterapiye farklı yanıtlar verebildiğine dikkat çeken Sevinç, tümörlerin biyolojik özelliklerinin birbirinden farklı olabildiğini söyledi. Tümörün bağışıklık sistemi tarafından tanınabilmesi, bağışıklık yanıtını baskılayan mekanizmalar ve hastanın genel sağlık durumunun tedavi yanıtını etkileyebildiğini belirten Sevinç, bazı hastalarda başlangıçtan itibaren yeterli yanıt alınamayabileceğini, bazılarında ise zamanla tedaviye karşı direnç gelişebileceğini anlattı.

    Tedavi seçiminde biyobelirteçlerin de önem taşıdığını vurgulayan Sevinç, bazı kanser türlerinde PD-L1 düzeyinin, ayrıca MSI-H ve dMMR gibi moleküler özelliklerin değerlendirmeye katkı sağlayabildiğini ifade etti. Bu testlerin uygun hastaların belirlenmesine yardımcı olduğunu ancak sonuçların diğer klinik bulgularla birlikte yorumlanması gerektiğini kaydetti.

    “İmmünoterapi kemoterapinin tamamen yerini almıyor”

    İmmünoterapideki gelişmelerin kemoterapinin önemini ortadan kaldırmadığını dile getiren Prof. Dr. Alper Sevinç, tedavi yönteminin kanserin türüne ve hastanın durumuna göre değiştiğini söyledi. Bazı hastalarda immünoterapinin tek başına uygulanabildiğini, bazı durumlarda ise kemoterapi ya da diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılabildiğini belirten Sevinç, tedavi planının bilimsel veriler doğrultusunda kişiye özel oluşturulması gerektiğini vurguladı.

    Sevinç, immünoterapiyle bazı hastalarda uzun süreli yanıt ve hastalık kontrolü sağlanabildiğini, ancak bunun her hastada kesin iyileşme anlamına gelmediğini hatırlattı. Tedavinin hedefinin, hastalığın özellikleri ve hastanın genel durumu göz önünde bulundurularak belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

    Yan etkiler nedeniyle düzenli takip şart

    İmmünoterapinin yan etki profilinin kemoterapiden farklı olduğunu, ancak tamamen yan etkisiz bir yöntem olarak görülmemesi gerektiğini belirten Sevinç, bağışıklık sisteminin sağlıklı dokuları da etkileyebildiğini söyledi. Cilt döküntüsü, kaşıntı, ishal ve yorgunluk gibi belirtilerin yanı sıra bazı durumlarda akciğer, bağırsak, karaciğer ve tiroit bezini etkileyen ciddi yan etkilerin de görülebileceğini kaydetti.

    Tedavi sürecinde ortaya çıkan yeni ya da beklenmedik belirtilerin sağlık ekibine bildirilmesi gerektiğini vurgulayan Sevinç, özellikle nefes darlığı, şiddetli ishal ve belirgin halsizlik gibi şikâyetlerde gecikmeden tıbbi değerlendirme alınmasını önerdi.

    “Tedavi kararı uzman değerlendirmesiyle verilmeli”

    Kanser tedavisindeki bilimsel gelişmelerin hastalara farklı seçenekler sunduğunu belirten Prof. Dr. Alper Sevinç, internette karşılaşılan tedavi başarılarının her hasta için aynı sonucu garanti etmediğinin altını çizdi. Kanserin türü ve evresi, patolojik ve moleküler özellikler, hastanın genel sağlık durumu ve mevcut bilimsel verilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Sevinç, hastalara tedavi seçeneklerini tıbbi onkoloji uzmanlarıyla görüşmelerini tavsiye etti.

    Sevinç, kanser tedavisinde temel hedefin her hastaya aynı tedaviyi uygulamak değil, her hasta için en uygun tedaviyi doğru zamanda belirlemek olduğunu sözlerine ekledi.

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code