ads
DOLAR 49.56 ₺
EURO 55.77 ₺
STERLIN 66.15 ₺
G.ALTIN 6,633.21 ₺
BTC 81,520.75 $
ETH 2,425.95 $
BİST 0.00
    ads
    ads

    Yeni Parti’de Kazanan Belli, Kaybedenler de…

    GUNDEMSIYASET 245
    Yayınlama: Güncelleme: Kaynak: Haber Merkezi Muhabir:

    Yeni Parti’de Kazanan Belli, Kaybedenler de…

     

     

    Gaziantep’te Yeni Parti’nin il başkanını belirlemek üzere üyeler sandık başına gitmeye hazırlanıyor. Tam 14 bin 250 üyenin oy kullanacağı bu seçim, yalnızca bir il başkanının belirleneceği sıradan bir seçim olmanın ötesinde, partinin demokrasi anlayışını ve geleceğe yönelik siyasi iddiasını ortaya koyacak önemli bir sınav niteliği taşıyor. Böylece Yeni Parti, Gaziantep’te ilk seçilmiş il başkanını belirlemiş olacak.

    Günlerden beri süren yoğun bir çalışma var. Adaylar mahalle mahalle, sokak sokak, köy köy dolaştılar. Vatandaşlarla ve parti üyeleriyle bir araya geldiler, düşüncelerini anlattılar, hedeflerini ortaya koydular ve destek istediler. Kimi zaman bir mahalle kahvesinde, kimi zaman bir sokakta, kimi zaman da bir köy ziyaretinde üyelerin karşısına çıktılar. Her biri, Gaziantep’te partiyi daha ileriye taşıyacak isim olabilmek için kendi mücadelesini verdi.

    Şimdi söz sırası üyelerde.

    14 bin 250 üye konuşacak!

    14 bin 250 üye, yalnızca bir isim için oy kullanmayacak. Aynı zamanda partinin Gaziantep’te nasıl bir yol izleyeceğine, hangi anlayışla yönetileceğine ve gelecekte nasıl bir siyasi mücadele yürüteceğine ilişkin tercihini de ortaya koyacak.

    İlçe başkanının belirlenmesinin ardından şimdi gözler, partiyi Gaziantep’te temsil edecek, teşkilatın çalışmalarına yön verecek ve partiyi iktidar hedefine taşıma iddiasıyla yola çıkacak il başkanının kim olacağına çevrildi.

    Çünkü il başkanlığı, yalnızca bir unvan değildir. İl başkanlığı; sorumluluk almak, örgütü bir arada tutmak, üyelerin sesini duymak, sahada olmak ve verilen sözlerin arkasında durmaktır. Gaziantep gibi siyasi hareketliliğin ve toplumsal beklentilerin yüksek olduğu bir şehirde bu sorumluluk daha da önemlidir.

    Yarın sandıktan çıkacak sonuç, adaylardan birinin zaferi olarak kayıtlara geçecek. Ancak asıl mesele, seçimden sonra partinin nasıl bir yol izleyeceğidir. Seçim sürecinde verilen sözlerin ne kadarının hayata geçirileceği, üyelerin beklentilerinin ne ölçüde karşılanacağı ve teşkilatın birlik içinde çalışıp çalışamayacağı, yeni dönemin en önemli göstergeleri olacaktır.

    Erhan Deniz Güngen, Hayri Sucu ve Dr. Erdinç Tütüncüler…

    Yeni Parti Gaziantep İl Başkanlığı için Erhan Deniz Güngen, Hayri Sucu ve Dr. Erdinç Tütüncüler isimleri öne çıkıyor. Günlerdir süren çalışmaların, ziyaretlerin, görüşmelerin ve verilen mesajların ardından artık karar üyelerin elinde.

    Bugüne kadar adaylar konuştu, kendilerini anlattı ve destek istedi. Yarın ise üyeler konuşacak. Sandık, bütün açıklamaların ve siyasi hesapların önüne geçerek son sözü söyleyecek.

    Bu seçimde kazananın kim olacağı kadar, seçim sonrasında ortaya çıkacak tablonun nasıl şekilleneceği de önemlidir. Çünkü demokratik yarışın asıl değeri, yalnızca kazanmakta değil, üyelerin iradesine saygı duymakta ve sonuç ne olursa olsun ortak hedefler doğrultusunda çalışabilmektedir.

    Adayların her biri kendi iddiasıyla yola çıktı. Şimdi önemli olan, üyelerin kararına saygı gösterilmesi ve seçimden sonra partinin enerjisinin iç tartışmalara değil, ülkenin ve Gaziantep’in sorunlarına yöneltilmesidir.

    Heyecan dorukta: Cumhuriyet ateşi için geri sayım!

    Gaziantep’te heyecan dorukta. Partililer, yarın yapılacak seçimde sandıktan çıkacak sonucu bekliyor. Bu heyecanın arkasında yalnızca bir başkanlık yarışı değil, Cumhuriyet’in temel değerlerine sahip çıkma ve demokratik siyaseti güçlendirme beklentisi de bulunuyor.

    Benim açımdan bu yarışın en önemli anlamı, kazananın kim olduğundan bağımsız olarak, üyelerin iradesinin sandığa yansımasıdır. Çünkü demokrasi, yalnızca seçim günü sandığa gitmekten ibaret değildir. Demokrasi; farklı düşüncelere tahammül edebilmek, farklı görüşleri dinleyebilmek, seçmenin kararına saygı göstermek ve hukukun üstünlüğünü her koşulda savunabilmektir.

    Yarınki seçimde kazanan belli: Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine bağlılık, Atatürk’ün ilke ve devrimleri, demokrasi, hak, hukuk ve adalet kazanmalı.

    İnsan hakları kazanmalı. Özgürlükler kazanmalı. Kardeşlik ve dostluk kazanmalı. Farklı düşüncelerin bir arada yaşayabildiği, kimsenin inancı, düşüncesi ya da yaşam biçimi nedeniyle dışlanmadığı bir Türkiye kazanmalı.

    Cumhuriyet’in bize emanet ettiği ortak değerler, günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmalı. Çünkü bu ülkenin geleceği, toplumun farklı kesimlerini birbirine düşürmekten değil, ortak bir hukuk ve demokrasi zemininde buluşturmaktan geçiyor.

    Kaybedenler de belli…

    Peki, kaybedenler kim olacak?

    Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerini hedef alan anlayış kaybetmeli. Ülkemizi Ortadoğu’nun otoriter ve özgürlükleri daraltan zihniyetine sürüklemek isteyen düşünceler kaybetmeli. Demokrasiyi yalnızca işine geldiğinde hatırlayanlar, hukuku kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyenler ve özgürlükleri kısıtlamayı savunanlar kaybetmeli.

    Laiklik düşmanlığı kaybetmeli. Demokrasi düşmanlığı kaybetmeli. İnsan haklarını görmezden gelen, adaleti kişisel ya da siyasi çıkarların aracı hâline getiren anlayış kaybetmeli. İnsanları birbirinden uzaklaştıran, kardeşliği zedeleyen ve toplumsal barışı tehdit eden her türlü yaklaşım kaybetmeli.

    Çünkü laiklik, yalnızca bir siyasi tartışma başlığı değildir. Laiklik; farklı inançların, farklı düşüncelerin ve farklı yaşam biçimlerinin özgürce var olabilmesinin güvencelerinden biridir. Demokrasi ise yalnızca çoğunluğun karar vermesi değil, aynı zamanda herkesin temel haklarının korunmasıdır. Hukukun üstünlüğü de güçlü olanın değil, hukuk karşısında herkesin eşit olmasını gerektirir.

    İşte bu nedenle yarın sandıktan çıkacak sonuç, yalnızca bir adayın başarısı ya da başarısızlığı olarak değerlendirilmemelidir. Bu seçim, partinin hangi değerleri öne çıkaracağına ve hangi siyasi anlayışla yoluna devam edeceğine ilişkin de önemli mesajlar verecektir.

    Sandıktan kim çıkarsa çıksın, asıl kazanan demokrasi olmalı

    Bir siyasi partinin gücü, yalnızca seçimlerde aldığı oyla ölçülmez. Partinin gücü; üyelerinin iradesine verdiği değerle, teşkilatının çalışma biçimiyle, topluma sunduğu çözüm önerileriyle ve savunduğu ilkelerle de ölçülür.

    Gaziantep’in çözüm bekleyen pek çok meselesi var. Ekonomiden istihdama, esnafın sorunlarından gençlerin gelecek kaygısına, eğitimden sosyal adalete kadar geniş bir alanda ciddi beklentiler bulunuyor. Yeni seçilecek il başkanının bu sorunları gündemine alması, yalnızca parti teşkilatında değil, kent yaşamında da karşılık bulacak çalışmalar yürütmesi gerekiyor.

    Üyelerin beklentisi de yalnızca seçim döneminde hatırlanmak olmamalı. Üyelerin fikirlerinin dinlendiği, eleştirilerin dikkate alındığı, farklı görüşlerin dışlanmadığı ve ortak aklın işletildiği bir teşkilat yapısı kurulmalı. Verilen sözler unutulmamalı; seçim bittikten sonra kapılar kapanmamalı.

    Kazanan adayın, kendisine oy verenlerin değil, bütün üyelerin il başkanı olabilmesi önemlidir. Kaybeden adayların ve onlara destek veren üyelerin de partinin ortak geleceğinin bir parçası olarak görülmesi gerekir. Demokratik yarışın olgunluğu, tam da bu noktada ortaya çıkar.

    Sandıktan çıkacak sonuç ne olursa olsun, Yeni Parti’nin önünde önemli bir sorumluluk bulunuyor: Üyelerin ortaya koyduğu iradeyi güçlü bir teşkilat yapısına dönüştürmek ve bu iradeyi Gaziantep’in geleceği için çalışmaya taşımak.

    Son söz: Kazanan Atatürk’ün emaneti olmalı

    Yarınki seçimin ardından bir aday sevinecek, diğer adaylar ise sonuçları değerlendirecek. Ancak bu yarışın gerçek başarısı, yalnızca bir kişinin kazanmasıyla ölçülmemeli. Asıl başarı; demokratik iradenin korunması, üyelerin kararına saygı gösterilmesi ve partinin ortak hedefler doğrultusunda yoluna devam etmesidir.

    Benim temennim açık: Atatürk’ün emaneti olan laik Türkiye Cumhuriyeti kazansın. Atatürk’ün ilke ve devrimleri kazansın. Demokrasi kazansın. Hak, hukuk ve adalet kazansın. İnsan hakları, özgürlükler, kardeşlik ve dostluk kazansın.

    Kaybeden ise laik Cumhuriyet’in temel değerlerini yok sayan anlayış olsun. Demokrasiyi zayıflatan, özgürlükleri kısıtlayan, hukuku kişisel çıkarlara alet eden ve toplumsal barışı tehdit eden düşünceler kaybetsin.

    Unutulmamalıdır ki sandık, yalnızca bir başkan seçmez; aynı zamanda üyelerin iradesini ortaya koyar. Bu iradeye saygı duymak, demokratik siyasetin vazgeçilmez şartıdır.

    Gaziantep’te 14 bin 250 üyenin vereceği karar, Yeni Parti’nin yeni dönemine yön verecek. Dileğimiz, bu kararın partide birlik ve beraberliği güçlendirmesi, Cumhuriyet’in temel değerlerine sahip çıkma kararlılığını büyütmesi ve Gaziantep için yeni bir çalışma döneminin kapısını aralamasıdır.

    Kazanan kim olursa olsun, son sözü sandık söylesin. Kazanan demokrasi olsun. Kazanan Atatürk’ün emanet ettiği çağdaş, özgür ve laik Türkiye Cumhuriyeti olsun.

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code