AĞRI KESİCİLER MİDE AĞRISINA YOL AÇIYOR | Gaziantep Tutku GazetesiGaziantep Tutku Gazetesi

SON DAKİKA

AĞRI KESİCİLER MİDE AĞRISINA YOL AÇIYOR

Özel Hatem Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Muzaffer Ertürk, ağrı kesicilerin ve çok alkol alımının mide rahatsızlıklarına yol açtığını söyledi.

Bu haber 27 Ocak 2020 - 14:47 'de eklendi ve 5987kez okundu. kez görüntülendi.

 

 

Mide hastalıkları hakkında data veren Hususi Hatem Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Muzaffer Ertürk, mide ağrılarının mide hastalıklarında en büyük sebeplerinden bir tanesi bulunduğunu kaydetti. Ağrı kesici kullanımının ve oldukça alkol alımının mide hastalıklarına yol açtığını açıklayan Ertürk, ülser, reflü ve kanserin midede en oldukça görünen hastalıklardan bulunduğunu kaydetti.

Ağrı kesici ilaçların kimi zaman mide kanamalarına yol açtığını belirten Dr. Ertürk, “Mide ağrılarında en büyük sebepler gastritler, akut ve kronik gastritler olmak suretiyle. Ülserler, reflü ve kanserler sık gördüğümüz hastalıklardır. Gastritler kendi içinde ikiye ayrılır, akut ve kronik gastrit şeklinde. Akut gastritler daha oldukça ağrı kesici ilaçlarla yada oldukça alkol alımıyla oluşabilir. Bunlar birkaç gün içinde etken maddeyle karşılaşınca olur ve kısa vadede tedavilerle rahatlar. Kimi zaman ağrı kesiciler bu akut gastrite bağlı kanamalara yol açabilir. Kronik gastritler ise en büyük sebepleri, helikobakter pilor dediğimiz bir bakteri ile oluşan gastrittir. Burada tedavi birazcık daha uzun sürmekte. Şikayetler akut gastrite nazaran daha müfem gitmekte. Şişkinlik, gaz şeklinde semptomlar birazcık daha ön plana çıkmaktadır. Buradaki tedavi ise helikobakter pilorun eradikasyonu ile oluşur” diye konuştu.

Mide ağrılarına öteki bir sebebin reflü bulunduğunu vurgulayan Dr. Ertürk, “Reflü, mide içinde ne olduğunun yiyecek borusundan yukarıya doğru kaçması sonucu ulaşır. Bizim bildiğimiz şeklinde mide içeriğimizde daha oldukça asitle cıvık şeklinde bir madde oluşabilir. Biz buna kimüs diyoruz. Kimi zaman bir tek asit kaçağı oluşabilir. Asit yukarıya doğru kaçtığı vakit yiyecek borusu, bu madde karşı dirençsiz bir yapıdadır. Asit burada hasara yol açarak, yiyecek borusunun iltihaplanmasına yol açabilir. Buradan korunmak için asidin yok edilmesi ve yukarıya doğru kaçmasının önlenmesi gerekir. Bunun için yiyecek borusu kapağında eğer bir gevşeme yada bir herni var ise bunu önlemek lazım. Bunun için de ya ameliyat ya da ilaçlar kullanılır” dedi.

Ülserin de mide ağrılarına yol açtığını söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Muzaffer Ertürk, öteki bir sebep ülserlerdir. Ülserler gene mide ülserleri ve on iki parmak bağırsağı dediğimiz duodenum ülserleri şeklinde ikiye ayrılır. Mide ülserleri gene ağrı kesicilerden oluşabileceği şeklinde helikobakter pilor dediğimiz öteki bir bakteriden oluşabilir. Mide ülserlerinde genel görünüm, iyi huylu ya da fena huylu şeklinde de olabilir. Şu demek oluyor ki ülserlerin bazıları aslen kanserdir. Mide kanserleri ülser formatta da olabiliyor. Mide ülserlerinde tedavi etken maddenin yok edilmesine yönelik eğer bakteriyse bakteriyi yok ederek, eğer ağrı kesicilere bağlı oluşmuşsa, onlardan uzaklaşarak ve mide koruyucu bazı ilaçlarla önleyebiliriz” şeklinde konuştu.

Mide kanserlerinin tedavisinde endoskopiyle tedavinin önemine değinen Dr.Ertürk, “Mide kanserlerine erişince, midedeki kanserler midemizin herhangi bir bölümünde olabilir. Fundus, kardia, antrum ve korpus denilen bölgelerde kanser oluşabilir. Mide kanserleri çoğu zaman 30 yaşından sonrasında önceleri 50 yaş sonrası görülürken şimdileri 30 yaşlarına kadar inmeye başladı. Mide kanserlerinde erken teşhis oldukça oldukça önemlidir. Bu 3 olayın erken teşhisinde en mühim madde endoskopidir. Endoskopi, mide kanserlerinde erken teşhis için bizlere oldukça mühim yol göstericidir. Endoskopiden korkmamak lazım. Endoskopi bugün bir yaşam kurtarıcı bir yöntem olarak kullanıyoruz. Bununla beraber tedavi şekillerinden birisidir. Midede oluşabilecek kanserleri erken teşhis ile endoskopik yöntemlerle tedavi edebiliyoruz. Şu demek oluyor ki bir polip var ise onu alabiliyoruz. Bir kanama noktası var ise o kanama noktasını tamamen tedavi edebiliyoruz. Yakarak yada damarı bağlayarak tedavi edebiliyoruz. Endoskopi yapmak oldukça kolay bir işlem. Yalnız 8 saat minimum bir açlık süresinden sonrasında hastaya ucunda bir fiber optik lens olan bir cihazla midenin içine giriyoruz, bu işlemi yaparken hastayı uyutabiliyoruz. İsterse uyanık da olabiliyor. Uyandıktan sonrasında işlemi oldukça kolay bir halde yapıyoruz.

Hastadan gerekirse biyopsiler alıyoruz. Hastanın 2 dakika içinde işlemi bitmiş oluyor, uyanarak kendisine geliyor. Hastanın teşhisini ve tedavisini bu durumda halletmiş oluyoruz. Hastanın bu şekilde bir durumda bu işlemlerden korkmaması ve aç karnına gelmiş olarak endoskopisini yaptırarak kendisini güvene almasında oldukça ciddi faydalar vardır” diye konuştu.

UA-123728131-1