Başarılı iş insanı, CHP’nin sevilen ismi Av. Dr. Cengiz Bayram:
“Günümüze kadar bütün nesiller, kendinden önceki nesle göre daha rahat yaşarlardı. Fakat ilk defa günümüz gençliği, bir önceki neslinden daha kötü yaşam şartları ile karşı karşıya kalmıştır. Bu nedenle gençler son derece mutsuz, kızgın, ümidini kaybetmiş ve endişeli bir ruh haliyle bu durumun nedenlerini anlama çabası içinde yaşamlarını sürdürmektedir.
Son nesilde ev sahibi olmanın hayal olduğu, iyi bir tatil yapmanın zorlaştığı, emeğin değerinin diğer üretim faktörlerine göre çok daha değersiz hale getirilmesi öfkeye ve kırgınlığa yol açmıştır. Gençlik umutsuzluğa düşmüş, bu durum beraberinde birçok kötü alışkanlığı ve ruhsal bozukluğu getirmiştir.
Bu dönemde hırsızlar, dolandırıcılar, suça bulaşmış insanlar devlet yönetimine katılır; bireysel menfaatleri için her şeyi yapabilirler. Sadece belli bir kesimin ülke kaynaklarından yararlanmasını sağlarlar. İmar rantı, emsal değişikliği ve imar geçişi meseleleri en büyük rantın oluştuğu alanlar olur. Bir avuç insan para kazansın diye milyonlar çok daha pahalı konutlarda oturmak zorunda kalırken, bırakın konut satın almayı, çoğu insan için ev kiralamak dahi hayal haline gelir. Eğitimin paralı ve adaletsiz olduğu bu dönemlerde sahte diplomalar, soruların çalınması, hatta adaletin satılması olağan karşılanır. Yönetim kadrolarına liyakatsiz yandaşların atanması sonucunda krizler, işsizlik, açlık ve sefalet kaçınılmaz olur.
Peki ne olmuştur da bu tablo ortaya çıkmıştır? Eskiden aristokrasi yönetimi vardı. Bilenler bilir ki bu dönemde seçkin insanlar yönetime getirilirdi. Özellikle köprü, çeşme, okul yaptıran hayırseverlerin dönemi vardı.
Boktan yasalar ve boktan yöneticiler dönemi olarak tanımlanabilecek, evrensel hukukun dışına çıkıldığında görülecek olan dönem Kakanomos ya da Kakistokrasi dönemidir. Kakistokrasi, en niteliksiz kişilerin hükümeti oluşturduğu yönetim biçimidir. “Kaka” kelimesi insan dışkısından gelir; kakanomos, boktan yasalar ve boktan yöneticilerin olduğu rejim anlamına gelir. Aristokrasinin tam tersi olan bu dönem, ahlaksızların, hırsızların, sahtekârların ve dolandırıcıların rejimidir.
Yönetime hırsızlar, dolandırıcılar, namussuz insanlar getirilir; halk da menfaatleri için bu ahlaksızları seçer veya seçtirir. Bu rejimde ülke kaynakları halk için değil, siyasetçiler tarafından kendi çıkarları doğrultusunda belli bir azınlığa aktarılır. Halk sadece karnını doyurmak, barınmak ve hayatta kalmak gibi temel ihtiyaçlarla meşgul edilir. Düşünme, sorgulama ve hak arama gibi insani faaliyetler ikinci plana atılır.
Ekonomi politikalarındaki başarı, geniş kitlelerin refahının artması iken; Kakanomos’ta bunun tam tersi yaşanır. Ülke ekonomisi büyüse bile bu büyümeden yalnızca belli bir azınlık faydalanır. Geri kalan büyük kitle yerinde sayar, hatta geriye gider. Ekonomi ve istatistik kurumlarının yanlış verilerle halkı yanıltması bu durumu pekiştirir. Yöneticiler, halkın kaynaklarını vergilerle ve enflasyonist politikalarla eritir; zengin kesime paradan para kazanma fırsatı tanırlar.
Bu kişiler, halkın sağlığını, eğitimini ve geleceğini çalan “politik hırsızlar”dır. Yalan söylemekten ve karşılıksız vaatlerde bulunmaktan çekinmezler. Evini veya işyerini soyan adi hırsızlardan farkları, politik hırsızların bizzat halk tarafından seçilmesidir.
Tüm dünyada görülen bu durumdan her ülke payını almıştır. Bu nedenle halkın bilinçli ve eğitimli olarak bu tür sistemlere ve siyasetçilere prim vermemesi gerekir. İnsanlar eşini seçerken gösterdiği titizliği, yöneticilerini seçerken de göstermelidir. Hatır için oy vermek yerine, ülke menfaatlerini gözeterek seçim yapmak temel ilke olmalıdır.