ads
DOLAR 45.22 ₺
EURO 52.92 ₺
STERLIN 61.28 ₺
G.ALTIN 6,634.99 ₺
BTC 80,749.90 $
ETH 2,375.09 $
BİST 0.00
    ads
    ads

    Özgür Girişken hükümeti ve belediyeleri uyardı

    GUNDEM 29
    Yayınlama: 5 Mayıs 2026 Salı 13:32 Güncelleme: 5 Mayıs 2026 Salı 13:42 Kaynak: Haber Merkezi Editör: Gaziantep Tutku

    Mimarlar Odası eski başkanı H. Özgür Girişken, sosyal medyada yaptığı paylaşımla belediyeleri ve hükümeti uyardı.

    Özgür Girişken hükümeti ve belediyeleri uyardı

     

     

    Mimarlar Odası eski başkanı H. Özgür Girişken’in yazısı:

    ABD’nin AFAD’ı diyebileceğimiz FEMA’nın, ABD genelinde hazırladığı 100 yıllık taşkın riski haritaları (100-year event), şehirleşme politikalarında, altyapı tasarımında ve yapı tasarımında önemli bir belirleyicidir.

    Bu haritalarda belirtilen risk, halk arasında sanıldığı gibi “yüz yılda bir gerçekleşen sel” anlamına gelmez. Teknik olarak bu, herhangi bir yılda gerçekleşme veya aşılma olasılığı %1 olan taşkın senaryosudur.

    Yani sistem, “bu olay ancak yüz yılda bir olur” demez; tam tersine, her yıl böyle bir taşkın olasılığının bulunduğunu kabul eder ve yapılaşma ile altyapı kararlarının bu risk dikkate alınarak verilmesini ister.

    Riskin büyük olduğu bölgelerde bodrum kata izin verilmeyebilir; zemin kat döşeme kotunun belirli bir taşkın kotunun üzerine alınması gerekebilir. Elektrik panosu, mekanik ekipmanlar ve kritik tesisatlar da taşkın seviyesinin üzerine taşınmak zorunda kalabilir.

    İyi belediyeler veya ciddi yatırımcılar, FEMA’nın genel haritalarıyla da yetinmez; yerel şehirleşme, geçirimsiz yüzey artışı (betonlaşma), topoğrafya, dere yatakları, geçmiş taşkın olayları ve güncel yağış verilerini de dikkate alarak daha ayrıntılı risk analizleri hazırlar. Şehirleşme ve altyapı yatırımları da bu doğrultuda planlanır.

    Türkiye’ye gelince…

    Taşkın tehlike haritalarımız, taşkın risk haritalarımız ve taşkın yönetim planlarımız var. Ancak bunlar çoğunlukla akarsu/dere taşkınları, taşkın ovaları ve havza bazlı çalışmalar ekseninde ele alınıyor. ABD’deki FEMA sistemi gibi, parsel bazında yapı kotuna, sigortaya, ruhsat sürecine ve altyapı kapasitesine doğrudan bağlanan yaygın ve güçlü bir mekanizma hâline gelmiş değil.

    Bu yüzden şehirlerimiz, ani ve yoğun yağışlar karşısında dakikalar içinde ölümcül su havzalarına dönüşebiliyor.

    Bugün Gaziantep’te olan da bu. Yerel yetkililer bunu hemen “asrın felaketi” gibi ifadelerle açıklayıp yapılacak fazla bir şey olmadığını ima etse de, buna yakın bir yağış ve taşkın etkisini daha üç yıl önce, depremden kısa bir süre sonra, süper hücre geçişinde yaşamıştık.

    Demek ki bu artık “çok istisnai” diyerek geçiştirilebilecek bir konu değil. Her birkaç yılda bir “asrın yağışı, yüzyılın felaketi” diyerek ağlayamayız.

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yaklaşık 100 yıllık bir kurumsal geçmişi olsa da, ülke genelinde daha tutarlı ve karşılaştırılabilir analizler için çoğu zaman son 50 yılın verileri daha güvenilir kabul ediliyor. Bu verilerden yola çıkarak, şehrin bugünkü yapılaşma koşulları, geçirimsiz yüzey oranları, dere yatakları, düşük kotlu bölgeleri ve altyapı kapasitesi birlikte değerlendirilmelidir.

    Yerel yağış ve taşkın risk haritaları oluşturulmalı; imar, altyapı ve afet yönetimi kararları bu haritalara göre güncellenmelidir.

    Altyapıyı kısa sürede geliştiremeyebiliriz, evet. Ama en azından neye ihtiyaç duyduğumuzu bilirsek uzun vadeli bir hedef koyabiliriz.

    Çıkıp “yağmur aniden bastırdı, ne yapabiliriz ki?” demekten iyidir.

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code