Memur-Sen ve Eğitim Bir Sen Gaziantep İl Başkanı Ahmet Gök, Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı ve KESK Gaziantep Dönem Sözcüsü Ömer Parlakçı, Kamu-Sen İl Temsilcisi Kemal Kazak zam oranlarını düşük tutmak için enflasyon rakamların düşük gösterildiğini, bu yüzden de memurlara zam verilmesini istediler.
Memur-Sen ve Eğitim Bir Sen Gaziantep İl Başkanı Ahmet Gök, tüm memurlara seyyanen 400 lira zam yapılmasını istedi.Gök, enflasyonun geçen yıllardaki gibi beklentinin üzerinde çıktığı, döviz kurunun da yükseldiği dile getirdi.
Memur-Sen Konfederasyonu 81 ilde eş zamanlı olarak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Memur-Sen ve Eğitim Bir Sen Gaziantep İl Başkanı Ahmet Gök, yaptığı açıklamada gelir adaleti için memurlara seyyanen zam yapılması gerektiğini söyledi.
Yapılan açıklamada şu ifadeler yer verildi: “Dünyanın ve insanlığın bütününe yönelik etki ve tehdit üreten ve ona dayalı pandeminin temel gündem olduğu 2020 yılı; kamu görevlileri açısından Hakem Kurulu kararı mağduriyetleri ile enflasyona dayalı kayıplar yaşadıkları bir yıl olarak da geride kaldı. Koronavirüs 3+3 Hakem Kurulu; kamu görevlilerinin maaş ve ücretlerini yüzdelik olarak 2020 yılında 4+4, yılında 3+3 şeklinde oransal artış yapılması kararı vermişti. Oysa yetkili konfederasyon Memur-Sen olarak; bu oranların ülkenin, ekonominin ve kamu görevlilerinin gerçekleriyle, geçmiş dönem enflasyon verileriyle uyumlu olmadığını dile getirmiştik.
Enflasyon rakamları incelendiğinde ortaya çıkan tablo özetle şudur. İşverenin/Hakemin reva gördüğü artış; I. altı aylık dönem için 4 üncü aydan, II. Altı aylık dönem için ise 3 üncü aydan sonra enasyona yenilmiş ve kamu görevlilerini mağdur etmiştir. Somutlaştırdığımızda, kamu görevlilerinin maaş ve ücretlerine I. altı ay için %1;,75 II. Altı ay için %4;,33 enflasyon farkı yansıtılmış, 2020 yılı toplam artışı ise karara göre %8;,16 iken hayata göre %14;,82 olarak gerçekleşmiştir. Bir başka ifadeyle, Hakemin-İşvereninin karara yazdığı artıştan %80;’lik bir sapma meydana gelmiştir.
Gelin bu tabloyu düzeltelim, enflasyonu yenen maaş ve ücret hedefi belirleyelim. Ekonominin makro ve mikro düzey rakamları, enflasyon ve faiz oranları, kur tarafının rakamları birlikte ele alındığında en az artış, en düşük yükseliş maaşlarda ve ücretlerdedir. Son 10 yıllık enflasyon ve enflasyon farkı tablosu, 2019-2021 faiz, kur tablosu, 2020 yılı aylık enflasyon tablosu özetle şunu söylüyor; kamu görevlilerinin maaşları ve ücretleri eriyor, bu erimeyi durdurmak için gecikmeden seyyanen zam yapılması gerekiyor.
Yıllık enflasyon oranının bir önceki yıla göre %24; arttığı, gıda enflasyonunun %25; seviyesinde olduğu, 2020 yıl başı ve sonu itibariyle faiz tarafında %75;’lik artışın gerçekleştiği, bütçede faiz giderlerinde son 3 yıllık dönem itibariyle %45;-%70; artış oluştuğu, kur tarafında %40;’a yakın artış rakamına ulaşıldığı gerçekleri artık göz ardı edilmemelidir.
Hem gelir dağılımda adaleti sağlamak, hem de enasyon kaynaklı kayıpları telafi etmek, beraberinde düşük maaş ve ücret grubunda bulunan kamu görevlilerine asgari ücretler için atılan doğru adıma benzer bir yaklaşımı uygulamak için kamu görevlilerinin maaş ve ücretlerine 1 0cak 2021’den geçerli olmak üzere “en düşük devlet memuru aylığının %10;’na denk gelecek tutarda seyyanen zam” istiyoruz. Daha somut ifadeyle, kamu görevlilerinin mevcut maaşlarına/ ücretlerine 1 Ocak’tan geçerli olacak şekilde 400 TL seyyanen zam istiyoruz. Böylece geçmiş yönüyle kayıpların giderilmesini, gelecek yönüyle de enasyona yenilme riskinin bitirilmesini talep ediyoruz.
Bizzat kamu işvereninin ve siyasi iktidarın öngörüleriyle 2021 yılı enflasyon tahmini, beklentisi %11; seviyesindedir. Bunun anlamı; Hakemin 2021 için kararlaştırdığı 3+3’lük artışın yetersiz kalacağının, enasyon farkı oluşacağının itiraf edilmesidir. Biz bu itirafın gereğinin yapılarak; 400 TL’lik seyyanen zammın 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere maaşlara yansıtılmasını talep ve teklif ediyor ve ivedilikle bekliyoruz. Bu adım, hem gelir dağılımında hem de sosyal kulvarda adaletin sağlanması, sosyal maliyet ihtimalinin de ortadan kaldırılması gibi önemli sonuçlar üretecektir.” KESK üyesi memurlar maaş bordrolarını yaktı KESK Gaziantep Şubeler Platformu artan enflasyon nedeniyle kamu emekçilerinin maaşlarının eridiğini belirterek, maaş bordrolarını yaktı. KESK Gaziantep Şubeler Platformu, artan enflasyonla beraber kamu emekçilerinin ve işçilerin açlığa mahkum edilmesini protesto etti. Yeşilsu’da açıklama yapan KESK Gaziantep Şubeler Platformu, maaş bordrolarını yaktı.
İktidarın emekçilere zam yapacağı zaman kaynak yok dediğini belirten KESK Gaziantep Dönem Sözcüsü Ömer Parlakçı, “5’li çeteye vergi muafiyetleri ve istisnalar adı altında bütçeden devasa paralar aktarırken kaynak sıkıntısı çekmiyorlar. Varlık affı, prim destekleri vb. adlarla sermayeye kaynak bulmakta zorlanmıyorlar. ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyerek Saray’a günlük 59 milyon TL bütçe ayırırken işini kaybedene günlük 39 TL’yi reva görüyorlar” dedi.
Kaybedenin her defasında kamu emekçileri olduğunu dile getiren Parlakçı, “Artık bıçak kemiğe dayandı. Emekçilerin, yoksul halkın daha fazla dayanacak gücü kalmadı. Biliyoruz ki, vatandaşlarımızın bizlere insanca yaşayacak bir maaşı dahi fazla görüp kendilerine en yükseğinden 5 maaş alanlara, bizlere kuru ekmek almaya yetecek yüzde 3, kendilerine 3 asgari ücret tutarında artış yapanlara tahammülü kalmadı. Her yıl yoksulluk sınırından daha fazla uzaklaşıp açlık sınırına daha fazla yaklaşan beş milyonu aşkın kamu emekçisi ve emeklisinin daha fazla fedakârlık yapacak hali kalmadı” diye konuştu.
Asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını gerektiğini vurgulayan Parlakçı, “Birinci vergi dilimi yüzde 15’ten yüzde 10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlardan yapılan kesinti birinci vergi diliminde sabitlenmelidir. Emekçilerin sağlık, eğitim, gıda, barınma, giyim, elektrik, ısınma giderleri için ödediği vergiler gelir vergisi matrahından mahsup edilmelidir. Yoksulluk sınırı altında geliri olan hanelerin elektrik, doğalgaz, su, internet giderleri pandemi tehdidi tamamen ortadan kalkıncaya kadar Hazineden karşılanmalıdır. Bebek maması, bebek bezi ve ekmek, süt ürünleri, elektrik, doğalgaz, su başta olmak üzere temel tüketim maddelerinde KDV sıfırlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Türkiye Kamu-Sen emekli ve dar gelirliye destek paketi, memura ise zam talebini içeren mektupları, Cumhurbaşkanı ve Hazine ve Maliye Bakanı’na gönderdi. Türkiye Kamu-Sen İl Teşkilatı tüm illerde eşzamanlı olarak PTT şubelerinden Cumhurbaşkanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’na mektup gönderdi. Maaş bordrolarını ve zam taleplerini mektupla ilgili mercilere ileten Kamu-Sen, ardından bir açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan Kamu-Sen İl Temsilcisi Kemal Kazak, 2021 yılında kamu çalışanlarına yapılan zammın yetersizliğini ve ek zam talebini bu açıklamada dile getirdi.
Açıklanan memur zam artışının ülkenin gerçekleriyle örtüşmediğini belirten Kazak, “Son 10 yıldır memur maaşları enflasyonun bile altında kalıyor ve sürekli eriyor. Bu durum küresel salgınla birlikte sürdürülemez bir hal almıştır. Memurlarımız ve emeklilerimiz, yoksulluk içinde en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumdadır. Toplu sözleşme görüşmeleri de etkisiz sendikalar ve malum konfederasyon yüzünden yaralara çare üretmekten uzak kalmaktadır. 2019 yılı TİS görüşmeleri sonucunda kamu görevlileri ile emeklilerin sosyal ve özlük haklarında kayda değer bir kazanım sağlanamadığı gibi 2020 yılı için altışar aylık dönemler halinde yüzde 4’er, 2021 yılı için ise yüzde 3’er oranında zam yapılması karara bağlanmıştı” dedi.
2020 yılı içerisinde memur ve emekli maaşlarına enflasyon farkı da dahil olmak üzere yüzde 11,56 zam yapılmışken yıllık enflasyon yüzde 14,60 olduğunu hatırlatan Kazak, “Dolayısıyla geçtiğimiz yıl memur maaşları resmi enflasyon karşısında yüzde 3,04 erimiş bulunmaktadır. TÜİK’in resmi enflasyonu yıllık yüzde 14,6 oldu ama çeşitli mal ve hizmetler yüzde 28,12; ulaştırma yüzde 21,12; gıda yüzde 20,61; ev eşyası yüzde 18,04; sağlık harcamaları yüzde 16,67 oranında zamlandı. Memur maaşlarına 2020 yılının tamamı için ortalama 463,86 TL zam yapıldı buna karşılık aynı dönemde dört kişilik ailenin insanca yaşamak için vazgeçemeyeceği zorunlu harcamaları 965,10 TL yükseldi. Yani yalnızca geçen yıl memurun alım gücü aylık tam 501,24 TL azaldı” diye konuştu.
Kazak, “2021 yılına ilişkin olarak ise memur maaşlarına, yılın her iki yarısı için yüzde 3, toplam kümülatif yüzde 6,1 oranında zam yapılması kararlaştırılmıştır. Buna karşın TCMB enflasyon tahminini yüzde 9,4 olarak güncellemiştir. 2021 yılında enflasyon hedefine ulaşılsa bile memur maaşlarının gerçekleşen enflasyon karşısında yine en az yüzde 3,5 eriyeceği daha şimdiden kesinleşmiştir. Zaten ocak ayında alınan yüzde 3 zam, mart ayı itibarı ile vergi dilimindeki artışa gidecektir. Hal böyle olunca memur ve emeklilerimizin alım gücü yıldan yıla azalmakta aile bütçesindeki açık her gün biraz daha büyümektedir. Enflasyon farkının alım gücünde bir telafi içermediği aksine geç kalmış bir mahsuplaşma ile memur maaşlarına reel anlamda sıfır zam yapıldığının tescili olduğu unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.
Enflasyonun toplumsal boyuttaki en olumsuz etkilerinin dar ve sabit gelirliler üzerinde görüldüğünü ifade eden Kazak, “Memur ve emeklilerimiz alışveriş yapamaz, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir. Ama her ne hikmetse kamuoyunda sanki memurların bir eli yağda bir baldaymış gibi afaki maaş rakamları dolaşmaktadır. Halbuki kamuoyundaki rakamlarla memurlarımızın eline rakamlar arasında dağlar kadar fark vardır. Ülkedeki gelir dağılımında adaletin sağlanması için en önemli araçlardan bir tanesi benimsenen ücret politikalarıdır. Ürünlerin fiyatına fahiş oranlarda zam gelirken maaş artışlarının enflasyonun bile altında kalması, gelir dağılımını bozacak, ekonomik olumsuzlukların yükünü yalnızca çalışan kesime yükleyecek bir etken olacaktır. Bir süredir var olan ekonomik daralmanın yanı sıra COVID-19 salgınının da etkisiyle tüm dünya ekonomileri zor günlerden geçmektedir” dedi.
Devletin salgın sürecinin olumsuz ekonomik etkilerini azaltmak için değişik sektörlere yönelik ekonomik destek ve tedbirleri hayata geçirdiğini belirten Kazak, “Ülkemizde desteğe en çok ihtiyaç duyan kesimlerden birisi de maaşları enflasyonun bile altında kalan kamu görevlileri ve emeklilerdir. Tüm dünya ülkeleri dar ve sabit gelirli kesime yönelik tedbir alırken ülkemizde enflasyon yüzde 14,6 olmuş ama memur maaşına yüzde 3 artış yapılmıştır. Böyle bir uygulama var olan ekonomik sorunları daha da derinleştirir. Memur ve emeklilere yapılacak destek ekonomiye de can suyu olacak piyasaların canlanmasını sağlayacaktır. Bu çerçevede kamu görevlilerinin ve emeklilerin maaş artışlarının gerçekleşen enflasyon, yoksulluk sınırı ve refah payının temel alındığı bir mantık içinde belirlenmesi lüzumludur” şeklinde konuştu.
Memur ve emeklilere de bir destek paketi açıklanmasını ve kamu görevlilerine ek zam verilmesin talep eden Kazak, “Böylece ortaya çıkan mağduriyetler giderilecek, enflasyona yenik düşen temel ve vazgeçilmez harcamalar karşısında eriyen maaşlar, telafi edilecek ve alım gücü yükselecektir. Bu talebimizi ve gerekçelerini içeren mektuplarımızı bugün ülkemizin 81 ilinden Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Hazine ve Maliye Bakanı’na gönderiyoruz. Hazırladığımız gerçek maaş bordrolarını da mektubumuza ekledik ve kamu çalışanlarımızın içinde bulunduğu zorluğu ortaya koyduk. Yetkililerin memurlarımızı enflasyona ve ekonomik olumsuzluklara ezdirmeyeceğini umuyor; maaşlardaki erimeyi telafi edecek ek bir zamla salgınla mücadelenin kahramanlarının yüzlerini güldürmesini bekliyoruz” dedi.